Cari fazla, 2019 yıl sonu itibariyle 1.5 milyar dolar civarında olabilir

Cari denge Kasım’da 0,5 milyar dolar civarında açık verdi. Bu Nisan 2019’dan bu yana verilen ilk aylık bazda cari açık gerçekleşmesi idi. Böylece, 12 aylık birikimli cari fazla

Cari denge Kasım’da 0,5 milyar dolar civarında açık verdi. Bu Nisan 2019’dan bu yana verilen ilk aylık bazda cari açık gerçekleşmesi idi. Böylece, 12 aylık birikimli cari fazla Eylül’de 5,4 milyar dolar ile zirve yaptıktan sonra, Ekim’de 4,4 milyar geriledikten sonra Kasım’da 2,7 milyar dolara geriledi. 2019’y ise 1,5 milyar dolar civarında bir cari fazla ile bitirebiliriz.

Cari dengenin ana unsurlarına baktığımızda ise Temmuz 2019’dan bu yana net parasal altın ticareti yıllık cari denge üzerinde 4 milyar dolar düşürücü etki, net enerji ticareti 3,5 milyar dolar arttırıcı etki, hizmet ticareti 1.7 milyar arttırıcı etki ve en kritik kalemlerden bir tanesi olan imalat ve zirai ürünler ticareti ise 2,8 milyar dolarlık azaltıcı etki yarattı.

Önümüzdeki dönemde, cari dengede bozulma olup olmayacağını belirleyecek en önemli unsuru imalat ve zirai ürünler ticareti dengesinin hangi yönde evirileceği olacak. Şu an için birikimli yıllık imalat ve zirai ürünler ticareti dengesi 33 milyar dolar fazla veriyor. Temmuz’da ise 35,8 milyar dolar ile zirveyi görmüştük. Nisan 18’de ise bu dengede 9 milyar dolar açık verdiğini gözlemlemiştik. Önümüzdeki dönemde bu dengedeki düşüşün ana belirleyicisi ise imalat sektörü ithalatındaki gelişmeler olacak.

Finansman tarafına baktığımızda ise uzun zaman sonra ilk kez bankalar uzun vadeli kredi borçlarını yüksek bir oranda geri çevirdi. Kasım’da 2,6 milyar dolar kredi servisine karşılık, 3,5 milyar dolarlık bir borçlanma gerçekleşmiş. Bu gelişme önümüzdeki dönemde bankacılık sistemi borçlanması üzerinden ülkeye sermaye akışı gerçekleşebileceğine dair sinyaller veriyor. Buna rağmen, bankalar kısa vadeli nette dış borç kapatmaya devam etmişler. Bu yüzden de uzun ve kısa vade dış borçlanmayı beraber ele alırsak, bankacılık sektörü yurtdışından ülkemize sermaye girişi sağlamamışlar.

Ancak Merkezi Hükümetin nette 1 milyar dolarlık Eurobond, banka dışı şirketlerin de 600 milyon dolarlık net Eurobond ihracı yapmaları sermaye girişine yol açmış. Ayrıca bankalara yurtdışından 700 milyon dolar civarında mevduat girişi yaşanmış. Ayrıca, net doğrudan ve hisse senedi yatırımlarının da ülkeye 700 milyon dolarlık bir net girişe sebep olmuş. Bu sermaye girişlerine karşılık net hata ve noksan kaleminden 1,850 milyon dolar çıkış gerçekleşmiş. Sonuç olarak, cari açıkla beraber, finansman giriş ve çıkışları netleştirdiğimizde ise resmi rezervlerde 750 milyon dolarlık bir artış gözlemliyoruz.

Kısa vadede cari fazla vermeye başlasak da yavaş büyüme ortamında dahi yapısal olarak yıllık bazda 10-15 milyar dolar cari açık vermemiz söz konusu. Bu da GSYH’nin yaklaşık %1.0-1.5’ine denk geliyor. Bu seviyeler yıllık ortalama %3.0-3.5 civarında bir GSYH büyümesi varsayımına dayanıyor. Bu varsayım altında eğer önümüzdeki dönemde bankacılık sektörü yurtdışı kaynaklı bilanço küçültme sürecini sonlandırırsa ki zaman içerisinde doğal olarak bunu göreceğiz yurtiçinde cari açığa rağmen döviz arz ve talebi rahatlıkla dengede kalabilir.

Ancak, mevcut tabloda yatırımların ancak sınırlı bir büyüme trendini sağlayabileceğini düşünüyoruz. Makro istikrar çerçevesinde daha hızlı bir yatırım artış oranın yakalanması için bankacılık sisteminin yurtdışından borçlanarak bilanço büyütmesi gerekecektir. Bunun için de Türkiye risk priminin (5 yıllık USD cinsi Eurobond spreadi 400 baz puan civarında) daha avantajlı seviyelere gerilemesi gerekecektir.


Kaynak: Yatırım Finansman


Hibya Haber Ajansı

289
Okunma